Nov
08
2008

Durulmak…

İnsanın iş ve özel hayatındaki tempo değildir durgunluğu belirleyen. Deli gibi yoğun ve koşuşturmaca ile geçen bir iş gününde bile insan kendi dünyasında uyuşmuş yada sakin olabiliyor. Tabi ki tam tersi de sürekli yaşanmıyor değil. Sessiz sakin durulan her anda kimi zaman fırtınalar kopar insanin içinde, kimi zaman tepkisini boğazında, kimi zaman aklında, kimi zaman kalbinde düğümler, tepkisiz bir tepkinin içindedir aslında. Yani görüntü her zaman doğruları yansıtmayabiliyor.

Uzunca bir süredir bu durumu ne çok yaşadığımın yeni yeni farkına vardım bende. Durulduğumun farkına vardım. Çoğu zaman sakinlik, olgunluk gibi algılanabilir ama bu başka bir şey. Kimi zaman saman alevi gibi parlayan hareket pırıltıları olmuyor değil ama gerçekten saman alevi kadar sürüyorlar. Çalışmayı severim; bir şeyler üretmek, sorun çözmek, yeni şeyler öğrenmek benim için hayat enerjisi. İşim mekana bağlı olmayan bir şekle büründüğü için benimde çalışmaya devam etmemek için bir sebebim kalmıyor. Aslında bu beni mutlu ediyor. İşim aynı zamanda hobim. Ancak sanırım yeni hobiler edinme zamanı geldi ve geçiyor. Heyecan gerekli bu hareketli durağanlığa.

Share/Save/Bookmark

Written by Recep Fidan in: Benden |

No Comments »

RSS feed for comments on this post. TrackBack URL

Leave a comment

Recep Fidan